Ya da öfke tohumlarını daha da büyütmek mi? Unutmak mı?
Ufak hataları hoş görmemek mi?
Affetmek mi? Hangisi daha kolay?
Bahaneler uydurmak mı?
Nerede hata yaptım diye düşünmemek mi?
Ya Hoşgörüye ne oldu?
Geçen zamanda mı kayboldu? Yoksa biz mi unuttuk?
Neler oldu da büyüdükçe, çocukluğumuzdan gelen o saf neşeyi kaybettik?
Hayatın korkunç hızında nereye gidiyoruz diye kaç kişi soruyor kendine?
Kaçımız bugünün güneşini hissediyor, tüm sıkıntıları o anda unutup, huzur buluyor?
Fedakârlığa ne oldu?
Kaçımız hatırlıyor fedakârlığın ne olduğunu?
Yoksa o da mı bulunmaz mazimizle kayboldu oldu?
Kaçımız kendimize yalan söylemiyor?
Kendini irdeleyebiliyor, dürüst olabiliyor, ne istediğini biliyor ve cesaretini toplayıp, hayallerinin peşinde gidebiliyor?
Hangimiz gerçekten “biz” olduğumuz için sevildik?
Kaçımız “doğru insanları” bulup, neden – sonuç ilişkilerine girmeden, kaygı denizinde boğulmadan değerini bildik?
Ve Kaçımızın, "doğru insan” olmamıza rağmen, kıymeti bilindi?
Peki, kaçımız ”kendi gerçek değerimizin” farkına vardık?
Ve Kaçımız gerçek değerimizin farkına varıp da, içi kof ruhlara hayır diyebildik?
Şu anda kaçımızın gerçekten dostu var? Söyleyin neler oluyor bize?
Hep biz mi yanlışız, yoksa karşımızdakiler mi?
Dürüst olmaya çalışan ve dürüstlükten korkmayan kaç kişi var aramızda?
Dürüst olanlarda pes ediyor artık
Farkında mısınız?
Boşluk içindeki kalıplara sıkışmışız her birimiz.
Nefes alamıyoruz, boğuluyoruz. Neden?
Kaçımızın elinde ruhuyla konuştuğu aynası var?
Ne kadar ruhumuza yabancılaştık?
Farkında mısınız?
Sadece bedenleri sever olduk. İçindeki ruhları yok saydık.
Her şeyi bir anda yaşamayı ne kadar sever olduk…
Beklemeyi unuttuk. Verilen sözleri tutmayı da. Söz verdikten sonra o sözü unutmak ne kadar moda oldu?
Verilen sözleri unuttuk, yerine bencilliği koyduk.
Güvenmeyi unuttuk. Yalanı çok sevdik?
Bir yanımız riya, bir yanımız çıkar oldu. Peki, ”yalın sevgiye” ne oldu?
Parayı hayatın en kıymetlisi olarak kabul ettik. Dostluğu unuttuk. Kırıldık.
Kırıldıkça vicdanımızı kaybettik. Peki, hayatın asıl anlamına ne oldu şimdi?
Kaçımız kendi yansımamızı dürüstçe ortaya koyduk ve bu benim dedik?
Yapabilen kaçımız? Kaç kere kırıldı, incindi kim bilir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder