28 Temmuz 2012 Cumartesi

Bu Yazıyı Mutlaka Okuyun 'BASININ GÜCÜ'

Size Basın ve yayının ne kadar etkili olduğuna dair bir çalışmayı sunacağım. Kamuoyu üzerinde etkili olmak adına bir merkezden yapılan yayınların, ilk önce basın-yayın organlarını daha sonrada okuyucu ve izleyiciyi nasıl yanıtladığına örnek olması için yapılan bir açıklamadır.

Bu linke bir bakin, bugünkü Milliyet’ten, cüreti görün, bakalım daha ne kadar sessiz kalınacak..
http://www.milliyet.com.tr/2006/06/14/son/sonsiy01.asp

Fethullah'ın Efendisi ABD…
Ve CIAsal İslam(!)

Bilmeden bilmece çözülmüyor. Bilince bulmaca kolay çözülüyor. Bilmek ise sabır ve araştırma istiyor.
Türkiye'de AKP'nin nasıl iktidara geldiğini, Fethullah Gülen cemaatinin ABD'de nasıl kolayca örgütlendiğini, Türkiye'de büyük finansal güce nasıl ulaştığını ya da medyada profilinin birden bire devlet düşmanlığından halk "kahramanlığına" nasıl yükseldiğinin perde arkasını anlamak için de bilgi gerekiyor. Bilgiye ulaşıldığında da düğüm kolayca çözülüyor.
Birileri Fethullah Gülen'i, dinlerin buluştuğu kent İstanbul, ılımlı İslam, dinler arası diyalog söylemini kullanarak, bir yanına Fener Rum ve Ermeni Patriğini, diğer yanına da Hahambaşını alarak oturtacağı "dinler arası" halifelik makamına hazırlıyor.

CIA'nin İslamiyet Raporu da AKP ve Gülen'in kodlarını çözmeye yarayan bilgileri içeriyor. Fethullah Gülen ve ılımlı İslam söylemini "birilerinden" değil "kuklacıdan" dinleyin.

İşte "kuklacının" o raporu;

CIA'nin 88 sayfalık raporunun girişinde şu cümleler dikkat çekiyor: "İslam Dünyası kendi değerlerini ve doğasını tanımlamanın kavgasını yaşıyor. Peki, ABD'nin bu kavgadaki öncelikleri neler? Önce İslamiyet'ten kaynaklanan şiddetin önlenmesi, sonra ABD'nin İslamiyet'e karşı olduğu imajından kaçınılması ve daha sonra da İslam dünyasının demokratikleştirilmesine yönelik atılacak radikal adımların planlanması... İslam dünyası şu an gelişme yoksunluğu ve globalleşme ile uyumsuzluk sorunlarıyla boğuşuyor ve bugüne kadar İslam dünyasında çare için bulunan milliyetçilik, Pan-Arabizm, İslam devrimi vb. kavramların da bu çözümde yetersiz kaldıkları görülüyor." Bu tanımlamadan sonra raporda İslam dünyası 4 başlıkta şöyle kategorize ediliyor: "

1) Köktendinciler: Demokratik değerleri reddederler ve İslami değerlerle yönetilen otoriter bir devlet biçiminden yanadırlar.
2) Tutucular: tutucu bir toplum isterler ve modernleşme ve değişim konularına kuşkulu yaklaşırlar.
3) Ilımlılar: İslam dünyasının, globalleşmenin bir parçası olmasından yanadırlar ve İslamda reform ve modernleşme isterler.
4) Laikler: Din ve devlet işlerinin ayrılmasından yanadırlar. Batı türü demokrasiden yanadırlar ve dini kişi düzeyine indirgemeye çalışırlar."

Bu kategorilendermenin ardından ABD yönetiminin yapması gerekenler raporda şöyle sıralanıyor: "Önce "Ilımlı İslamcılar" desteklenecek: Çalışmaları ve görüşlerinin yayınlanması ve dağıtılmasına maddi katkı yapılacak, daha geniş kitlelere ve özellikle gençlere ulaşmaları teşvik edilecek, sivil toplum kuruluşları kurmalarına, eğitim için yer bulmalarına ve politik süreç içinde gelişmelerine destek olunacak, görüşlerini yaymak için web sitesi, okul, enstitüler kurmalarının önü açılacak ve Ilımlı İslam'ın kitlelerin alternatifi olması sağlanacak.

Köktendincilere karşı tutucular desteklenecek: Bu amaçla, her iki grubun ittifak kurmalarının önüne geçilecek, tutucularla Ilımlı İslamcıların ittifak kurmaları sağlanacak ve tutucu eğitim kurumlarında ılımlı İslamcıların görüşlerinin yayılmasına çalışılacak, tutucu İslamcılar arasında özellikle Sufizm'in taban bulması için uğraşılacak.

Laikler, duruma göre desteklenecek: Laiklerin köktendinci tehlike karşısında ABD ile aynı görüşte olmaları için uğraşılacak ve bu durum laiklerin milliyetçilik ve sol akımlara yanaşması önlenerek gerçekleştirilecek. Köktendincilerle etkili mücadele edilecek: bu konuda da köktendincilerin terör eylemleri sürekli gündemde tutulacak, gazetecilerin köktendinci akımlar içindeki yolsuzlukları, baskıları, moralsizliği sürekli gündemde tutmaları sağlanacak, aralarındaki bölünmeler hızlandırılacak." Raporun daha sonraki bölümlerinde kategoriler daha detaylı olarak anlatılıyor ve Türkiye'yi ilgilendiren bölümler başlıyor.

Örneğin Köktendinci gruplar arasında El Kaide ile birlikte Kaplancılar da sayılıyor. Laik kategoriye en iyi örnek olarak Türkiye'deki Kemalistler gösteriliyor ve aslında milliyetçilik vb akımlar nedeniyle aslında laiklerin ABD'ye çok yakın bakmadıkları da raporda yer alıyor. Peki, bu durumda en iyi ittifak olarak kim kalıyor? Rapora göre bu durumda en iyi ittifak Ilımlı İslamcılarla yapılabilir...

Ve sıkı durun raporun 38. sayfasında Ilımlı İslamcı olarak Türkiye'den Fethullah Gülen'in adı örnek olarak veriliyor. 39. sayfada da Ilımlı İslamcıların en büyük eksikliklerinden birinin "ekonomik güç" olduğu vurgulanıyor ve maddi açıdan desteklenmeleri isteniyor. Raporda Türkiye'nin Ilımlı İslam için iyi bir madel oluşturduğu tespitinde bulunularak, bu konuda Türkiye'deki iktidarın desteklenmesinin altı çiziliyor.

Raporun daha sonraki bölümlerinde kategorilendirilen İslami grupların, kadın, evlilik, cihad, demokrasi, eğitim vb. konulara nasıl baktıkları da ayrıntılarla inceleniyor.

Raporun son bölümünde "Derin Strateji" başlığı altında da, ilk başta verilen "Yapılacaklar" daha da detaylandırılıyor. Burada en ilgi çekici olanı da, "Ilımlı İslami bir lider oluşturulması" başlığı altında ortaya çıkıyor: "Ilımlı İslamcıların cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı ve demokrasi, insan hakları, kadın hakları konusunda etkili politikalar geliştirmeleri sağlanmalı. İslam’ın bir üst kimlik olduğundan çok, insanlarının kimliklerinin bir parçası olduğu işlenmeli, sivil toplum örgütleri oluşturarak Ilımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı..." Tabii raporda Türkiye'yi, Irak'ı ve tüm İslam dünyasını ilgilendiren bölümler ve hepimize tanıdık gelecek "uygulama önerileri" bulunuyor... Biz burada sadece raporu kısaca özetledik... Bilmek sabır ve araştırma istiyor. Bilen, bulmacayı daha kolay çözüyor...

Kaynak: Rand.org "Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies"
_________________________________________________________________________________________________________________

Son zamanlarda, çetelerle ilgili düzmece belgeler, gazete-TV’lerde nasıl haber oluyor? Eğer bu sorunun yanıtı merak ediyorsanız, aşağıda tarih sıralamasına göre verilen haberleri dikkatlice okumanız yeterli olacaktır…

Sayın Okurlarımız Dikkatimizi toparlamak için, ilk önce ZAMAN Gazetesinde çıkan bir haber ile başlayalım... Haber Başlığı, Gülen’in Beraatına Öfkelenen Çete, Yargıyı Etkilemeye Çalışıyor. Haberin devamı, “Gülen hakkındaki beraat kararının bozulmasını sağlama amacı taşıyan bu tür yayınlar suç oluşturuyor. Başta Anayasa olmak üzere Türk Ceza Kanunu ve Basın Kanunu’nda, sürmekte olan davalara ilişkin olarak yargıyı etkileyecek nitelikte açıklama yapılmasını yasaklayan açık hükümler var. Anayasa’nın yargı bölümünün ilk maddesinde yargıyı etkileme yasağı vurgulanıyor. ‘Mahkemelerin bağımsızlığı’ başlığını taşıyan 138. maddesinde ‘Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz’, denilerek yargıyı etkileyecek nitelikteki açıklamalar Anayasa’yla yasaklanıyor. Ayrıca yeni TCK’nın ‘Adil yargılamayı teşebbüs’ başlıklı 288. maddesiyle yargıyı etkileyici açıklama yapanlara 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.” Ankara, Zaman 11 Mayıs 2006 (!)

- Emniyet’ten Gülen’e dönüş yolu raporu Hürriyet 6 Nisan 2006
- Fethullah Gülen Hocaefendi beraat etti Aksiyon Sayı: 596 - 08.05.2006
- Fethullah Gülen’e oybirliğiyle beraat dönüş yolunu açtı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, “Karar Hocaefendi Hazretleri’nin dönüşünü hızlandıracak” dedi. Hürriyet – USA 14 Mayıs 2006

Tarih : 15 Mayıs 2006
Konu : F. GÜLEN YARGITAY’da

F. GÜLEN YARGITAY’DA

Ankara’da kapatılan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel döneminde açılan F. GÜLEN davasına ilişkin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunan F. GÜLEN avukatlarının, mahkemenin verdiği berat kararına, yapılan itiraz ile Yargıtay yolu gözüktü!

F. GÜLEN davasında tanıklık yapan, Milli Güç Platformu yazarlarından Ergün POYRAZ’ın F. Gülen’in yargılandığı davada aynı zamanda müdahil olma talebi ret edilmesi üzerine, temyiz hakkı doğdu. Bu nedenle, F. GÜLEN davasında tek tanık kalan Ergün POYRAZ’da 10 Mayıs 2006 günü mahkemeye temyiz başvurusunda bulundu… Bundan sonraki hukuki sürece ilişkin Ergün POYRAZ, “ temyiz isteği en kötü ihtimalle ret edilecek olursa, bizde bu sefer, reddin reddi için tekrar  itirazda bulunacağız ve dosya Yargıtay’a gidecek…” dedi.

Anlaşılacağı üzere, F. GÜLEN davasının seyrini, bundan sonra Yargıtay belirleyecektir!...
Aradan 25 gün geçti ve T.C. Devleti’nin bir kurum olan Anadolu Ajansı (Ankara) 09 Haziran 2006 tarihinde , “Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Fethullah Gülen'in "laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle yapılan yeniden yargılamada verdiği beraat kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçeli kararda, Gülen ve ilişkilendirildiği kuruluşların anayasal düzeni değiştirme amacının sabit olmadığı, Gülen’in bu hususa yönelik açık bir beyan ve ikrarının bulunmadığı ve böyle bir amacının olduğu kanısının yorum ve çıkarsamalara dayandığı ifade edildi. Kararda, şöyle denildi: "Bu hususta delil bulunmamış, aksine devlet yanlısı tutumu nedeniyle dini motifli radikal terör örgütleri tarafından tehdit edilmiştir. Örgüt yapılanması için en az iki kişi olma koşulu aranırken, dosyada başka bir sanığın bulunmadığı, örgüt ve yapılanması ile ilgili olarak takipsizlik kararı verildiği, emniyet raporlarında da Fethullah Gülen ve ilişkilerinin 3713 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmediği, bu haliyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 1. maddesinde tarif edilen suçun ve üzerine atılı suçun unsurlarının da oluşmadığı sonucuna varılmıştır." Gerekçeli kararda, Gülen hakkında, yasal mevzuat ile dosya kapsamı karşılaştırıldığında ve delillere göre hareket edildiğinde hukuki ve vicdani olarak beraat kararı vermek gerektiği belirtildi.

Anadolu Ajansı’nın yapmış olduğu bu haber üzerine, 11 haziran 2006, www.tr.fgulen.com  sitesinde yer alan bazı gazetelerin haber başlıkları… 

- Mahkeme Beraat Kararının Gerekçesini Açıkladı 09 Haziran 2006, 10:04
- Gülen, Radikal Terör Örgütlerince Tehdit Edildi 10 Haziran 2006, 03:35
- Mahkeme: Suç Unsurları Oluşmadı 10 Haziran 2006, 03:28
- Gülen 'in Tutumu Devlet Yanlısı 10 Haziran 2006, 01:58
- Fethullah Gülen Rejim Karşıtı Değil 10 Haziran 2006, 01:13
- Gülen Tehdit Etmiyor Tehdit Ediliyor 10 Haziran 2006, 01:10
- Gerekçeli Karar Açıklandı: Gülen 'in Anayasal Düzeni Değiştirme Amacı Yok 10 Haziran 2006, 00:05

 Anadolu Ajansından haber alan diğer basın-yayın kuruluşları;

-  Fethullah Gülen'in beraat kararının gerekçesi açıklandı - Zaman 09 Haziran 2006, 14:53:00
- Delil Bulunamamış - Show TV 09 Haziran 2006, 15:47:48
- Gülen’in beraat gerekçesi açıklandı - CNN TÜRK 9 Haziran, 2006, 16:05:00
- Gülen davasında gerekçeli karar açıklandı NTV 16:54 TSI 10 Haziran 2006
- Gülen, devlet yandaşıymış - Radikal 10 Haziran 2006
- Fethullah Gülen için ilginç karar - Milliyet 10 Haziran 2006
- Devlet Yanlısı - Vatan 10 Haziran 2006
- Mahkeme: Fethullah Gülen devlet yanlısı - Sabah 10 Haziran 2006
- Beraatin gerekçesi: Devlet Yanlısı Olmak – Hürriyet 10 Haziran 2006

Şuana kadar okuduğunuz haber başlıkları basın yayın organlarından, haberin içeriği ise Anadolu Ajansına aittir… Fakat aradan yalnızca 1 gün geçti ve Cumhuriyet Gazetesi’nin 11 Haziran 2006 günlü haberinde, “AJANSIN GÜLEN ACELECİLİĞİ, Henüz son şekli verilmeyen kararı, ‘gerekçeli karar açıklandı’ olarak duyurdu.” Cumhuriyet Gazetesi haberinde, “…Önceki gün devletin Anadolu Ajansı, ‘Fethullah Gülen hakkındaki berat kararının gerekçesi’ başlığıyla abonelerine gerekçeli kararın ‘açıklandığı’ haberini servis yaptı. Ancak mahkeme kaynakları, Gülen hakkındaki beraat kararının gerekçesinin henüz tamamlanmadığını bildirdiler. Kaynaklar, “uzun bir karar” olarak nitelendirdikleri gerekçeli kararın yalnızca taslağının oluşturulduğunu, üzerindeki değişiklik çalışmalarının sürdüğünü işaret ettiler. Mahkemeler gerekçeli karar yazımlarında öncelikle taslak karar oluşturuyorlar. Ardından karara kimi zaman bazı ekleme/çıkarma değerlendirmeleriyle son şeklini veriyorlar. Mahkeme kaynakları henüz son şeklini vermediklerini bildirmelerine karşın AA’nın taslağı abonelerine kesin kararmış gibi duyurması dikkat çekti…”

Diğer taraftan savcı, “Salim Demirci’nin itirazıyla F. GÜLEN’in berat kararı Yargıtay’a taşınacak. Yargıtay’ın vereceği karar kesin ve bağlayıcı nitelikte olacak.” Ankara – Cumhuriyet, 11 Haziran 2006

Hiç yorum yok: